Yeni doğan bebek ile anne ilişkisi

Hemşirelere bu noktada önemli bir görev düşer: Yeni anne olmuş kadınları eğitmek ve onları yüreklendirmek! Çünkü özellikle ilk doğumdan sonra, annenin kendini güvensiz hissetmesi, çocuğuna gerektiği gibi bakamayacağından korkması olağan bir durumdur.
Çeşitli nedenlerle yavrularını, hemen yanlarına alamayan anneler yüreklendirilmelidir.
Her şeyden önce şunu akıldan çıkarmamak gerekir: Hastanede alınan önlemlerden hiçbiri analık içgüdüsüne ters düşmemeli, ana çocuk ilişkisini zedelememelidir; çocuğun gereksinimlerinin giderilmesinde mutlaka annenin istekleri de göz önüne alınmalıdır.

Bu yüzden bebeği doğar doğmaz zorla annesinden ayırmak alışkanlığının bir yana bırakılması gerekir. Annenin doğum odasında yavrusuna sarılmasına, hattâ durumu elverişliyse, hemen meme vermesine olanak sağlanmalıdır
Bu uygulama hem memeye süt gelmesini sağlayacak, hem de anne ile çocuk arasındaki ilişkinin erken başlamasına olanak verecektir.
Burada hemşirelere düşen bir başka görevden de söz etmek istiyoruz: Genç annelere kundağın zararlarını anlatmak ve bebeğin nasıl giydirilmesi, altının nasıl bağlanması gerektiğini anlatmak… Bu konu birçoklarınca fazla önemsenmez. Hattâ kimileri kundağın zararlı olduğunu bile bilmezler. Oysa kundak bebek için birçok acıdan zararlıdır.
Kundağın zararları denilince ilk akla gelen, bebeğin hareket sistemini (kemikler, eklemler, kaslar) olumsuz yönde etkilemesidir. Uzuvlar rahat hareket edemediklerinden, kaslar güçlenemez, kemiklerde gelişme geriliği ve biçim bozukluğu olur. Ama en önemlisi kundağın eklem bozukluklarına neden olması ya da yar olan bozukluğu ağırlaştırmasıdır. Özellikle doğumsal kalça çıkıklığı olan çocukları kundaklamak çocuğun sakat kalmasına neden olur. Çünkü bu doğumsal bozukluğun tedavisinde bebeğin bacaklarının arasına kalın bezler konur, yani bacakların yana doğru açılması sağlanır. Böylece uyluk kemiğinin ucu yeniden leğen kemiği ile eklem yaptığı yere girer. Oysa kundakta bebeğin ayakları birbirine sıkıca yapıştırılmıştır. Bu duruş leğen kemiği ile uyluk kemiğinin normal bir eklem yapmasını olanaksız kılar. Bozukluk yerleşir. Tedavisi zorlaşır, hattâ bazen olanaksız hale gelir.
Kundağın karın ve göğüs boşluğundaki organlar üzerinde de oldukça olumsuz etkileri vardır. Bu organlar rahat gelişip, büyüyemezler, işlevlerini göremezler. Sindirim sistemini meydana getiren organlar arasındaki eşgüdüm bozulur. Solunum göğüs kafesi yeterince genişleyemediğinden yüzeyselleşir. Kan dolaşımında bozukluklar olur.
Kundaktan en çok etkilenen sistem, sindirim sistemidir. Karnın çok sıkı sarılması bağırsakların düzenli hareket etmelerini engeller. Bağırsak hareketlerinin bozulması, sindirim yavaşlamasına neden olur. Böylece bebek sürekli karın ağrısı, hazımsızlık ve kabızlıkla karşı karşıya kalır. Bunlar, kundaktan dolayı rahatsızlığı ve sıkıntıyı artırırlar.
Kundak, bebeğin son derece hassas olan derisinde de birtakım bozukluklara yol açar: Deri, normal solunumunu yapamaz; ter salgılanması artar; pişikler çoğalır. Deri sağlıklı görünümünü yitirir. Kundaklanmış bir bebeğin derisinin güneş ışınlarından faydalanma olanağı yoktur. Bu da kemik gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir diğer olumsuz unsurdur. (Bu arada yineleyelim. Vücuttaki D vitamininin yararlı hale gelebilmesinde güneş ışınının vazgeçilmez bir yeri vardır.)
Son olarak kundağın bebeğe ruhsal açıdan ne gibi zararları olduğunu görmeye çalışalım: Bebek herhangi bir nedenle rahatsız olduğu zaman bunu, ağlamanın yanında kollarını bacaklarını oynatarak da ifade etmek isteyecektir. Ancak kundak kollarını ve bacaklarını kımıldatmasına olanak vermez. Bu durum bebeğin rahatsızlığını daha da artırır. Hareketlerinin kısıtlanmış olması insanı her yaşta son derece rahatsız eder. Kundak, bebeğin huysuz ve öfkeli bir ruhsal yapıya sahip olmasına neden olabilir.

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.